Eğer Ortaçağ Avrupası size fazla klişe ve eski moda geliyorsa ancak modern zamanlara geçip heyecanlı kılıç dövüşlerinden mahrum kalmak da istemiyorsanız doğru yerdesiniz. Barut ve büyü, gerçek dünyadaki erken modern çağdan esinlenen fantastik kurgu alt türüdür. Bu dönem kabaca 14 ila 18. Yüzyılları kapsar. Rönesans’ı başlangıç noktası kabul edebiliriz. Üç Silahşörler gibi eserlerde okuduğumuz, barutun ve düelloculuğun yaygınlaştığı zaman dilimi bu döneme dahildir. Keşifler Çağı ve onun devamı olan Denizciliğin Altın Çağı da aynı şekilde. Barut ve Büyü türünün ele aldığı dönem, genellikle Napolyon Savaşları ile sonlanır. Bu yüzyıllar boyunca tüm dünyada hızlı ve köklü değişiklikler yaşanmıştır. İcatlar, keşifler, fetihler ve koloniler dört bir yandadır. Barut ve büyü hikayeleri de genellikle bu yeniliklere dayanır. Keşfedilecek yeni bir diyar, devrim yaratacak bilimsel bir gelişme veya kartların yeniden dağıtılacağı büyük bir savaş, barut ve büyü eserlerinin konusu olabilir.
Klasik fantezinin aksine, barut ve ateşli silahlar bu janrda sıklıkla kendine yer bulur. Ancak önemleri yaratılan evrenin gerçek dünyadan ne kadar esinlendiği ve büyünün ne kadar yaygın olduğu gibi değişkenlere bağlıdır. Özellikle silahlar ve tıptaki gelişmeler sayesinde teknoloji artık büyünün bir alternatifi haline gelmiştir. İkisi arasındaki ilişki farklı eserlerde farklı şekillerde işlenir. Bazen ikisi çatışma halindedir, bazen de birlikte kullanılarak bir çeşit sihir temelli teknoloji oluşturmuşlardır. Yine de fantastik kurgunun pek çok klişesini hâlâ görebiliriz. Özellikle, tabancalar henüz çok ilkel olduğu için kılıç kullanmak önemli bir sanattır. Ancak tabii ki bu da gelişmiştir. Ağır zırhlı ve kalkanlı şövalyelerin yerini hızlı hareket eden düellocular almıştır.

Erken modern çağ, uluslararası temas ve ticaretin hızla önem kazandığı bir dönemdi. Klasik fantezinin devamı gibi oldukları için çoğunlukla Avrupa merkezli kalmalarına rağmen barut ve büyü hikayeleri bu yüzden sıklıkla batı dışından esinlenen halklar ve kültürler barındırırlar. Bu dönemin süper güçleri, Barut İmparatorlukları olarak anılan üç komşu Türk devletiydi. Yani sırasıyla Anadolu, İran ve Hindistan merkezli olarak hüküm süren Osmanlılar, Safeviler ve Babürler. Ayrıca Moğollar tarafından yönetilen Çin de önemli bir aktördü. Barut ve Büyü eserlerinde sıklıkla bu devletleri temsil eden ülkeler görürüz. Eğer temalardan biri inançsa; Reform, Katolik karşı reformu, püritenlerin Amerika’ya göçü, Salem Cadı Mahkemeleri, Otuz Yıl Savaşları başta olmak üzere Avrupa’daki mezhep çatışmaları ve İspanyol Engizisyonu önemli esin kaynaklarıdır. Ahşap gemiler ve çelik yürekli denizcilerin ön planda olduğu eserler ise klasik korsan öykülerinden esinlenirler. Bu çağ aynı zamanda saat teknolojisinin de ortaya çıkıp yayıldığı bir dönem olduğundan; yaylar, dişliler ve çarkların kullanıldığı abartılı tasarımlar sık sık barut ve büyü janrında kendine yer bulur. Buhar motoru 18. Yüzyılın sonlarında icat edildiği için Steampunk unsurlara da yer verilebilir ancak bu teknolojinin yaygınlaşması daha sonra olduğundan daha çok Viktorya çağını hatırlatır. Barut ve büyü eserlerinde steampunk mekanizmalar genellikle büyüyle birlikte çalışır.
Barut, zannedildiğinden çok daha eski bir teknolojidir. Bu yüzden bir ortaçağ kurgusunda da kendine yer bulabilir. Barut kullanılması, bir fantastik eseri barut ve büyü janrına dahil etmeye yetmez. Önemli olan, barutun yaygınlaştığı dönemi örnek alması, bu dönemin özelliklerini yansıtmasıdır. Bu dönemin yukarıda sıraladığımız özellikleri sebebiyle, yazarlar genelde barut ve büyü dünyalarına fantastik ırklar dahil etmeyi tercih etmezler. Bu eserlerin kahramanları çoğunlukla insanlardır.

Barut ve büyü, özellikle animelerde sıklıkla işlenen bir tür. Ancak daha popüler örneklere bakacak olursak, Karayip Korsanları’nı işaret edebiliriz. Popüler film serisine esin kaynağı olan Gizemli Denizlerde romanı, janrın edebiyattaki önemli temsilcilerindendir. Zaten kitabın yazarı Tim Powers, farklı dönemleri fanteziyle buluşturmayı seviyor. Kendisinin Anubis Kapıları romanıyla steampunk akımını başlattığı kabul ediliyor. Edebiyat dünyasında barut ve büyü janrının çok başarılı örnekleri var ancak maalesef ülkemizde hak ettikleri popülerliğe kavuşamadılar. Örneğin Temeraire Serisi, Napolyon Savaşları’nda ejderhaların kullanıldığı bir alternatif tarih kurgusu. Brandon Sanderson’ın edebi varisi Brian McClellan’ın Barut Büyücüsü Üçlemesi ise, yaptığı darbeyle yedi yüzyıllık Adro monarşisini yıkıp tüm aristokratları giyotine gönderen Feldmareşal Tamas’ın, bunun üzerine komşu krallıklar ve eski tanrılar ile mücadele etmek zorunda kalmasını anlatıyor. Fantastik edebiyat sevenlerin iki esere de şans vermesini şiddetle öneriyoruz. İyi okumalar.
Kaynak: tvtropes
Hazırlayan: Efe Sarıtunalı

Bir yanıt yazın